Şu anda bulunduğunuz yer, antik dünyanın en görkemli yapılarından birinin kalbidir: Mausoleion.
Bugün sadece temellerini ve kalıntılarını görüyorsunuz… Ama yaklaşık 2.300 yıl önce burada, gökyüzüne doğru yükselen devasa bir anıt vardı. Bu yapı, Karia Satrapı Mausolos için, ölümünden sonra eşi Artemisia tarafından inşa ettirilmiştir.
Mausoleion’un en önemli özelliği, sadece bir mezar olması değil; mimari, heykel ve sanatın birleştiği bir başyapıt olmasıdır. Yaklaşık 45 metre yüksekliğindeki yapı, yüksek bir platform üzerine oturur, sütunlarla çevrili bir bölümle yükselir ve piramit biçimli çatısıyla tamamlanırdı. En üstte ise Mausolos ve Artemisia’nın heykellerinin bulunduğu bir savaş arabası yer alırdı.
Bu anıt o kadar etkileyiciydi ki, bugün birçok dilde anıt mezarlar için kullanılan “mozole” kelimesi buradan, yani Mausolos’un adından türemiştir.
Yapının süslemelerinde dönemin en ünlü heykeltıraşları çalışmış, duvarlar mitolojik sahneler ve savaş betimlemeleriyle donatılmıştı. Yani burası sadece bir mezar değil, aynı zamanda antik dünyanın en büyük sanat galerilerinden biriydi.
Bugün çevrenize baktığınızda gördüğünüz taşlar, aslında bu görkemli yapının sessiz tanıklarıdır. Ama hayal gücünüzü kullanırsanız, burada bir zamanlar yükselen ihtişamı hissetmeniz mümkün.
Şimdi bir an durun… Ve bu alanın, bir insanın hatırasını sonsuza kadar yaşatma isteğiyle inşa edildiğini düşünün.
Anıt mezar MÖ 353-351'de Karya satrabı Mausolos için yapıldı ve o denli görkemliydi ki adı tüm anıtsal mezarların ortak adı oldu. Yapıyı, Mausolos'un hem kız kardeşi hem eşi olan Artemisia II yaptırdı; kaynaklar yasının derinliğini anlatır (kocasının küllerini içtiği anlatısı bir rivayettir).


